Azerbaycan’da Denge Politikasının Kurucusu: Haydar Aliyev

Azerbaycan tarihi olarak birçok kültürün, halkın ve dinlerin merkezi olmuştur. Bu sebepten ülkede çok kültürlülük korunmaktadır. Ayrıca ülkede 30’u aşkın farklı milletin bulunması Azerbaycan’ın dış politikası için önemli bir öge olmuştur.

21 yıl önce, Azerbaycan’ın üçüncü cumhurbaşkanı, halk arasında Ulu Önder olarak bilinen Haydar Aliyev Ohio’da hayata gözlerini yumdu. 10 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde sayısız gelişmelere tanık olan Azerbaycan aynı zamanda dış politikada da istikrarlı bir başarı elde etmiştir. Haydar Aliyev’e kadar, Ayaz Mütellibov döneminde hazırlıksızlık ve oluşmamış devlet yapısı; Elçibey döneminde tek taraflı, Türkiye yönlü, İran ve Rusya’ya karşı agresif tutum sergileyen dış politika ülkeyi siyasal ve ekonomik anlamda yıpratmıştır. Ülke içindeki yönetim kavgası, güçler ayrılığı ve Karabağ savaşının getirdiği darbe halkın gözlerini Nahçivan’daki Haydar Aliyev’e yöneltti. Sovyet döneminde üst düzey Azerbaycanlı yetkili olmasının getirdiği tecrübe ile Haydar Aliyev Bakü’ye davet edildi ve 15 Haziran 1993’te Meclis Başkanlığı, 24 Haziran’dan itibaren geçici cumhurbaşkanlığı ve aynı yıl seçimle resmi olarak 10 Ekim’de cumhurbaşkanlığı görevine başladı.[1]

Göreve geldiği günden itibaren esas parti (Yeni Azerbaycan Partisi) programı Azerbaycan’ın bölgedeki güvenliğini sağlamak ve uluslararası düzeyde tanınması ve ilgi çekmesiydi. İran ve Rusya ile ilişkileri yeniden normalleştiren Aliyev eski dönemden kalma sorunları yavaş yavaş halletmeye başladı. İlk başlarda Rusya tehdidini savuşturma amaçlı Rus yanlısı yürütülen politika zamanla kendini denge politikasına bırakmıştır. Hatta bu dönemde tehdidi azaltmak maksadıyla Türkiye ile ilişkilerini soğuklaştırmış ve ülke içindeki Türk yatırımcıları baskı altında tutmuş olsa da, zamanla bir çok anlaşma ve petrol ihalelerinde Türkiye’ye yüksek miktarda pay verilmiştir. Haydar Aliyev kendi tecrübesi ve Sovyet döneminden kalma popülerliği ile birçok devlet adamı ile yakın temaslar kurmuş ve Azerbaycan’ı bölgede stratejik öneme sahip ülke haline getirtmiştir.[2]

Azerbaycan’ın Türkiye ile, İran ile, komşu Gürcistan ile, Rusya ile de, ABD ile, Avrupa ülkeleri ile, Arap ülkeleri ile, Müslüman ülkeleri ile, Orta Asya ülkeleri ve Kazakistan ile de eşit hukuki ilişkileri olmalı.

Azerbaycan tarihi olarak birçok kültürün, halkın ve dinlerin merkezi olmuştur. Bu sebepten ülkede çok kültürlülük korunmaktadır. Ayrıca ülkede 30’u aşkın farklı milletin bulunması Azerbaycan’ın dış politikası için önemli bir öge olmuştur. Türkiye, İran, İsrail ve Merkez Asya ülkeleri ile etnik, dini ve kültürel değerler esasında ilişkiler kurulmuştur. Türkiye ile geliştirilen ilişkilerde ilk kez “İki devlet bir millet” sloganı atılarak her iki devletin ve halkının ortak bağları öne çıkarılmıştır. Elçibey döneminde “Bütün Azerbaycan” amacı doğrultusunda hedef alınan İran ile ilişkiler rasyonel ve dengeli politika sayesinde yeniden iyileşmiştir. Ülkedeki Yahudi kökenli vatandaşların büyük istihdam ve tolerans görmesi İsrail ile ilişkilerin kurulmasında önemli aracı olmuştur. Merkez Asya devletleri ile Türk kültürü baz alınarak ilişkiler siyasi ve kültürel formatta kurulmuştur.[3]

Elçibey döneminde katı Batı yanlısı, İran ve Rusya karşıtı politika revize edilerek Azerbaycan’ın öncelikle bölgedeki siyasi prestiji güven altına alınmıştır. Denge politikasının ikinci aşamasında Haydar Aliyev ülkelerle ilişkilerde esas prensip olarak devletlerin bağımsızlığına, siyasi gelişme yöntem ve stratejilerine saygı, barışçıl, ortak çıkara dayalı hareket etme prensipleri tanıyarak, küresel sorunları çözmeye yönelik bir çizgi belirledi. Denge politikasının bu yönde uygulanması nedeni Azerbaycan’ı savaş alanından çıkarıp, yatırımcılar için uygun bir iş alanı haline getirmekti. Zira Haydar Aliyev’e kadar ülke Karabağ savaşının yanı sıra olası İran ve Rusya ile siyasi krizin eşiğinden dönmüştür. (1)

Azerbaycan’da Haydar Aliyev’in iktidara gelmesiyle iktisadi karar alma süreci ve uygulamalarında istikrar sağlanmış, buda ekonominin verimli şekilde çalışmasına yardımcı olmuştur. Diğer yandan, IMF ve Dünya Bankası’yla işbirliği çerçevesinde yeniden yapılanma ve özelleştiren programları resmi programları yürütmeye başlamıştır. Ülkede birçok orta ve uzun vadeli devlet programı uygulamaya konulmuştur. Kısaca siyasi istikrarın sağlanarak devam ettirildiği ortamda Hazar’daki enerji kaynaklarının üretim ve ihracına ilişkin atılan adımlarla, ekonomide hukuki ve kurumsal düzenlemelerle, hazırlanarak uygulanan makroekonomik, bölgesel ve sektörel programlarla ülkede ekonomik istikrar sağlanmış uygun yatırım ortamı oluşturulmuş ve sürekli kalkınma sürecine gelinmiştir. 1994 yılından itibaren başlayan bu süreçte Azerbaycan ekonomisi bütün sektörleriyle, tam rekabet ilkelerine dayalı serbest piyasa ekonomisine geçiş yönünde yeniden yapılanmıştır. Bununla birlikte enerji sektörünün tek başına ülke ekonomisini kontrol edemeyeceğini bilen yöneticiler diğer alanlara da yatırım yapmayı planlamış ve bunun için yabancı sermayenin ülkeye getirmesi için gerek hukuki, gerekse siyasi düzenlemelere gitmiştir. Aynı şekilde bu alanda yatırım yapacak yabancı sermaye sahiplerine devlet sağlam güvenceler vermiştir. Yurtdışına yatırım yapacak Azeri işadamlarına da devlet koruması sağlanmıştır. Bu husus devletin dış politikada ekonomik öğeyi oldukça verimli şekilde kullanmak istemesinin açık bir göstergesidir.[4]

Elçibey döneminde katı Batı yanlısı, İran ve Rusya yanlısı politika revize edilerek Azerbaycan’ın öncelikle bölgedeki siyasal prestiji güven altına alınmıştır. Denge politikasının ikinci aşamasında Haydar Aliyev ülkelerle ilişkilerde esas prensip olarak devletlerin bağımsızlığına, siyasi gelişme yöntem ve stratejilerine saygı, barışçıl, ortak çıkara dayalı, halkların prensiplerini tanıyarak, küresel sorunları çözmeye yönelik bir çizgi belirledi. Denge politikasının bu yönde uygulanması nedeni Azerbaycan’ı savaş alanından çıkarıp, yatırımcılar için uygun bir iş alanı haline getirmekti. Zira Haydar Aliyev’e kadar ülke Karabağ savaşının yanı sıra olası İran ve Rusya ile siyasi krizin eşiğinden dönmüştür.

Azerbaycan petrolü ise dış politikada esas öğe olarak belirlendi. 1994 Eylül’ünde Bakü’deki Gülistan sarayında Hazar’ın Azerbaycan kısmındaki ‘Azeri’, ‘Çırak’, ‘Güneşli’ petrol yataklarının derinindeki petrolün birlikte işlenip çıkarılması ile ilgili değeri 7.4 milyar dolar olan “Asrın anlaşması” imzalandı. Asrın anlaşmasına 8 ülke (Azerbaycan, ABD, Büyük Britanya, Rusya, Türkiye, Norveç, Japonya ve Suudi Arabistan) ve 13 petrol şirketi (Amoco, BP, McDermptt, UNOCAL, SOCAR, Lukoil, Statoil, Exxon, Türkiye Petrolleri, Pennzoil, ITOCHU, Ramco, Delta) katılmıştır. Anlaşma esasında yapılan yatırımda 17.02%-den BP, 2.08%-den Ramco, 17.01%-den Amoco, 11.2%-den UNOCAL, 2.45%-den McDermott, 10%-dan Lukoil, 8.56%-dan Statoil, 1.75%-den Türkiye Petrolleri ve 20%-den SOCAR (Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi) pay almıştır. Böylece Azerbaycan’ın yeni petrol stratejisi ve doktrini başarılı şekilde uygulanmaya başladı.[5]

Azerbaycan’da Haydar Aliyevin kurduğu denge politikası bugün oğlu İlham Aliyev tarafından başarılı şekilde devam ettiriliyor. Azerbaycan Haydar Aliyev dönemindeki başta enerji sektörü olmakla birçok alanda yabancı yatırımcıyı ülkesine çekerek ekonomik anlamda istikrarı sağlamış ve Azerbaycan’ı uluslararası arenada uluslararası hukuka saygılı, barışçıl bir ülke olarak tanıtmayı başarmıştır. Kurulan denge politikasının İlham Aliyev’den sonra da gelecekte başarılı şekilde devam ettirileceği kanaatindeyim.

Tuncay Guliyev

Koç Üniversitesi-Lisans öğrencisi


[1] Sefir Nevruz Memmedov (Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Şubesi) (2010)., Halk Gazetesi– Haydar Aliyev ve Dış Politikanın Azerbaycan modeli

[2] Ibid

[3] Ibid

[4] Reha Yılmaz & Fatih Mehmet Sayın (2013) – Azerbaycan Dış Politikasını Belirleyen Öğeler ve Denge Politikasına Yansımaları https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/253939

[5] https://azerbaijan.az/related-information/132

Tuncay Guliyev Koç Üniversitesinde Lisans çalışmalarını sürdürmektedir. Ana dili Azerice olan Tuncay, ileri seviyeside İngilizce ve Türkçe bilmektedir Tuncay'ın akademik ilgi alanları; Diplomasi, Azerbaycan dış politikası, Azerbaycan-İran ilişkileri, Kafkasya ve İran siyasi tarihi ve siyasi felsefe olarak öne çıkmaktadır. [ View all posts ]

Comments

Be the first to comment on this article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Go to TOP