Yeni Dünya Düzeni’nin İlk Kaybedeni: Rusya

Soğuk Savaş’ın sonrasında oluşan tek kutuplu (unipolar) dünya düzeninin sona erdiği artık herkes tarafından biliniyor. Sovyetler Birliği ile giriştiği mücadeleden galip çıkan Batı -özellikle A.B.D- çoğuna göre güç kaybederken Çin ve Rusya başta olmak üzere birçok ülkenin yükselişi, akıllara tekrardan bipolar dünya düzenine döner miyiz ve hatta multipolar bir düzen mümkün mü gibi soruları getiriyor. Fakat bizler Yeni Dünya Düzeni kaç kutuplu olacak henüz bilemesek de bu sene içerisinde yaşananlar gösterdi ki Rusya bu kutuplardan birisi olamayacak. 24 Şubat 2022 tarihinde bir gece ansızın Ukrayna’ya girmeye başlayan Rus ordusu -her ne kadar 2014’ten beri gayriresmi olarak bulunsa da- Ukrayna topraklarında istediği başarıyı yakalayamadı ve en başta Ukrayna’yı Nazi(!) rejiminden kurtarmak sloganıyla çıktığı bu yolda şuan elindeki kazanımları -doğuda ve güneyde- korumaya çalışmakla meşgul[1]. Tabi bu noktada başarısızlıklar Rusya’nın peşini bırakmasa da Rus lider Putin’in ısrarı ve inadı, olası bir barışın da pek yakın olmadığını gösteriyor.

Ukrayna Hezimeti Rusya İçin Sıradan Bir Hezimet Değil

            Ukrayna hezimeti cidden Rusya için sıradan bir başarısızlıktan ötesi. Her ne kadar yazının başında bahsettiğim gibi son 10 yılda Batı güç kaybediyor gibi görünse de aslında yeni kutupların ortaya çıkışına karşın hep hazırlığını sürdürdü. Rusya’ya karşı Ukrayna, Çin’e karşı Tayvan, Japonya, Güney Kore ve hatta Türkiye’ye karşı Yunanistan. Bu örneklerin tamamında son 10 yıla bakacak olursanız devasa mali, askeri ve teknolojik yardımlar görmeniz mümkün. İşte tam bu noktada Ukrayna, özellikle de 2014’de Kırım’ın kaybı ile sonuçlanan hatasının ardından tam da bu günler için hazırlanmaktaydı. Askerlerden sivillere, her alanda Batı destekli eğitimlerini sürdüren Ukrayna, bahsettiğim gibi bu savaşa sınırın 100 km ötesine paraşütçü indirip Kiev’e 1 tugay asker ile girerek hükümet devirebileceğini sanan Rusya’dan çok daha hazırlıklıydı. Batı’nın 10 yıla yakın süredir kurmakta olduğu bubi tuzağını fark edemeyen(!) Rusya ise şimdi bu hatasının bedelini çok ağır ödüyor. On binleri bulan asker kaybının yanı sıra kötü subay/general yönetimi, eksik ekipman ve ikmal sorunu, askere alım süresince özellikle özerk bölgelerde oluşan gerginlik gibi bir çok problem de Rusya’nın başını ağrıtmakta. Hatta ekonomik ve askeri zararları bir tarafa, sırf yaşanan başarısızlıkların yarattığı prestij kaybı bile Rusya’yı uzun yıllar meşgul edecektir diye düşünüyorum. Özetlemek gerekirse Batı’nın tuzağına düşen Rusya önemli bir hezimet almakla kalmamış, aynı zamanda Yeni Dünya Düzeni’nde bir kutup olma şansını da kaybetmiştir.

Ukrayna Savaşı’nın Rus Etki Alanlarındaki Yansımaları

            Aslına bakacak olursak Ukrayna, Rusya’nın endişelenmesi gereken tek bölge değil. 20 yılı aşkın süredir etkisini korumaya çalıştığı Orta Asya coğrafyası da bu gelişmelerden fazlasıyla etkilendi. Başta Kazakistan olmak üzere Rus kültürel ve siyasi etkisinden uzaklaşmak isteyen ülkeler bu savaşı fırsat bilip daha da vites arttırdı. Buna ek olarak bölgede genellikle Rus etkisi ile sağlanan istikrar da belli bölgelerde bozulmaya başladı. Bunların başında ise sınırları Sovyetler Birliği tarafından gerçeklikten uzak bir biçimde çizilmiş Tacikistan-Kırgızistan sınırı geliyor. Bölgede Ukrayna Savaşı sonrası sıklığı artan sınır çatışmalarında en son 24 kişi öldü [2].

            Orta Asya dışına baktığımızda ise Belarus yavaş yavaş Rus işgalini sorgulamaya başlarken [3] Rusya Federasyonu içerisinde bulunan özerk cumhuriyetler giderek kızışıyor. Her ne kadar ufak bir ordusu bulunan ve bağımsızlık sonrasında dahi Rus etkisinden kurtulamamış olan Belarus daha uzun süre bu savaşın bir parçası olacak olsa da tıpkı diğer örneklerdeki gibi aslında Rusya’nın neleri kaybettiğini veya kaybetmeye başladığını gözler önüne seriyor.

Yaşlı Tilki Hala Oyunun Sahibi

            Tek asker kaybetmeden karşısındaki en önemli iki aktörden birini saf dışı bırakmak üzere olan Batı, bizlere halen bu oyunun sahibi olduğunu ve her ne kadar güç kaybetse dahi(!) hiçbir zaman hafife alınmaması gerektiğini gösterdi. Şüphesiz geçtiğimiz 1 sene içinde yaşanan gelişmeler Dünya tarihine geçmekle kalmadı, aynı zamanda Batı’nın diğer rakibi olan Çin’e de gözdağı verdi. Daha kesin bir yargıya varmak için erken olsa da tüm bu yaşananlar, diplomasinin ve dış politikanın hiçbir zaman karşısındakini hafife alacak şekilde yapılmaması gerektiğini de kanıtladı. Son olarak Rusya için iyi görünen savaşın ilk dönemlerinde Tayvan konusunda gün geçtikçe vites arttıran Çin, yaşanan Rus hezimetleri ve Pelosi’nin olaylı Tayvan ziyareti sonrası temkinli olmaya karar vermiş gibi görünüyor çünkü Çin’de çok iyi biliyor ki Yaşlı Tilki’nin hala söyleyecek birkaç sözü olabilir ve kendisi Rusya’nın düştüğü tuzağa düşmeye hiç niyetli değil.

Mert Kahve

Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler/Ekonomi

Kaynakça

[1] https://www.bbc.com/news/world-europe-56720589

[2] https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/border-disputes-of-central-asian-countries-inherited-from-soviets/2687809

[3] https://www.theguardian.com/world/2022/oct/12/alexander-lukashenko-belarus-russia-ukraine-war-putin

Pellentesque posuere ac libero a gravida. Pellentesque massa nisi, bibendum ut orci ut, tempus fringilla leo. Integer sed varius lectus. Maecenas vel justo congue, tempor nisi quis, tempus velit. Nunc at leo in tellus laoreet consequat. Aliquam tempus vel purus vel posuere. Aliquam porta, lacus ut fermentum consequat, sapien arcu fringilla mi, vitae pretium ex enim a tortor. Cras mattis arcu vel nisi faucibus porta.

Koç Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde okumakta ve Ekonomi ile çift anadal yapmaktadır. Akademik ilgi alanları; Diplomasi, Jeopolitik, 1.Dünya Savaşı Dönemi Tarihi, Coğrafya ve Politik Ekonomidir. İleri düzeyde İngilizce bilmektedir. [ View all posts ]

Comments

Be the first to comment on this article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Go to TOP